TÜREB Başkanı Hakan Yıldırım, Türkiye’nin rüzgar enerjisi ekosisteminde 150 sanayi şirketiyle üretim üssü konumuna geldiğini belirtti. Sektörün büyümesi için pazar sürekliliği ve ihracat destekleri kritik.
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Hakan Yıldırım, Türkiye’de yaklaşık 150 sanayi şirketinin rüzgar enerjisi ekosistemine hizmet verdiğini belirtti. Yıldırım, ülkenin sadece proje geliştiren değil, aynı zamanda güçlü bir ekipman üreticisi olduğunu ve bölgesel bir üretim merkezi haline geldiğini vurguladı.
Bu küresel konumun güçlendirilmesi için ölçek ekonomisinin büyümesi, pazar sürekliliğinin sağlanması ve ihracat destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, Türkiye’nin üretim kapasitesinin coğrafi avantajlarla birleştiğini söyledi. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Orta Asya pazarlarına yakınlık önemli bir avantaj sağlıyor.
Rüzgar ekosisteminde 7 kule, 3 kanat, 4 jeneratör ve dişli kutusu tesisi ile geniş bir üretim altyapısı bulunduğunu kaydeden Yıldırım, sanayi, inşaat, işletme ve bakım alanlarında 20 binden fazla kişiye istihdam sağlandığını belirtti. Türkiye, hızlı teslimat, maliyet avantajı ve mühendislik kabiliyetiyle öne çıkıyor.
Bu rolün sürdürülebilirliği için iç pazarın sürekliliği kritik önem taşıyor. Düzenli Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) takvimi, öngörülebilir kurulum temposu ve ihracatı destekleyen politikalar, üreticilerin uzun vadeli kapasite yatırımı kararlarını doğrudan etkiliyor. 2025’te planlanan 2,1 gigavatlık yeni kurulum ve ardışık YEKA ihaleleri sektöre görünürlük kazandırıyor.
Deniz üstü (offshore) rüzgar projelerinin devreye girmesiyle kule, kanat, kablo ve liman lojistiği gibi alanlarda yeni yatırımların tetiklenmesi bekleniyor. EÜAŞ-ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen ve yüzde 80 yerlilik oranına ulaşan 4,3 megavatlık türbin, Türkiye’nin teknoloji geliştirme kapasitesini gösteriyor.
Rüzgar enerjisinde büyümenin sınırını artık türbin teknolojisinden çok sistem entegrasyonu belirliyor. Kurulu kapasitenin şebekeye güvenli ve esnek şekilde bağlanması kritik. Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) yatırımlarının hızlandırılması, kapasite darboğazlarının önceden açıklanması ve yatırımcıya orta vadeli bağlantı görünürlüğü sunulması gerekiyor.
Finansman tarafında maliyet, kur riski ve gelir belirsizliği projeleri yavaşlatıyor. Uzun vadeli alım mekanizmaları ve net gelir projeksiyonları büyük önem taşıyor. 2035 için öngörülen 7,5 gigavat batarya kapasitesi, enerji dönüşümünün depolamayla birlikte ilerleyeceğini gösteriyor. Yatırımcılar için en kritik unsur, belirsizliğin azaltılmasıdır.
Yorum Yap