ÇOMÜ’den Prof. Dr. Aynur Konyalı, ıslah projeleri sayesinde Türkiye’de keçi sayılarının arttığını açıkladı. Ankara ve kıl keçisi popülasyonundaki artışın yanı sıra, oğlak kayıplarını önlemeye yönelik beslenme önerileri de paylaşıldı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Konyalı, Türkiye’de keçi yetiştiriciliğinde önemli bir artış yaşandığını bildirdi. Islah projeleri sayesinde keçi sayılarının giderek yükseldiğini belirten Konyalı, 2009’da 146 bin 986 olan Ankara keçisi sayısının 215 bin 795’e ulaştığını açıkladı.
Prof. Dr. Konyalı, kıl keçisi popülasyonunda da belirgin bir artış olduğunu vurguladı. 2006 yılında 6 milyon 433 bin 744 olan kıl keçisi sayısının 10 milyon 969 bin 710’a yükseldiğini belirtti. Bu artışın, yetiştiricilere yönelik destek projeleri ve ‘Halk Elinde Islah Projeleri’nin önemli katkılarıyla sağlandığını ifade etti.
Projeler, yetiştiricilerin kaliteli damızlık temin etmesine, kırmızı et üretimine katkıda bulunulmasına ve yerli ırkların genotiplerinin geliştirilmesine olanak tanıyor. Ayrıca, yetiştiricilere kayıt tutma alışkanlığı kazandırılıyor. Kıl keçisi, Türk Saanen ve Honamlı gibi yerli ırkların sayısının artmasıyla birlikte, nesli tehlike altındaki Ankara keçisi de projeler sayesinde yeniden canlanma sürecine girdi.
Türkiye genelinde 7 keçi ırkında 38 proje yürütülürken, Prof. Dr. Konyalı, oğlak kayıplarının önlenmesinin kritik önem taşıdığını belirtti. Gebeliğin son döneminde yeterli beslenmenin, hem annenin sağlığı hem de doğacak oğlağın gelişimi için hayati olduğunu vurguladı. Oğlakların doğum ağırlığının yaklaşık yüzde 70’inin bu dönemde oluştuğunu ve merkezi sinir sistemi gelişiminin de bu evrede gerçekleştiğini ekledi.
Yetersiz beslenmenin verim düşüklüğüne ve hastalıklara karşı direncin azalmasına yol açabileceğini belirten Konyalı, özellikle vitamin E ve selenyum takviyesinin önemine dikkat çekti. Trakya bölgesinde yaygın olan topraklardaki selenyum eksikliğinin, yeni doğan yavrularda sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi. Bu nedenle, gebeliğin son dönemindeki annelere ve doğum sonrası ilk hafta içindeki yavrulara vitamin E ve selenyum takviyesi yapılması önerildi.
Konyalı, yetiştiricilerin hayvanlarını ve yeni doğan oğlakları yakından takip etmeleri gerektiğini, doğum sonrası ağız sütünün (kolostrum) önemini vurguladı. Doğum sırasında aceleci davranılmaması, annenin doğal kasılmalarıyla doğumu gerçekleştirmesine izin verilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin, yavrunun organlarının aktifleşmesini ve annenin süt salınımını başlattığını belirtti.
Yorum Yap